..Tam kapatıveriyordum ki, tesadüflerin en güzeli! Deligöz Maskot Edisyonuna hoşgeldiniz! Maskot Enver kim hiç anlamadım, ama ilaçlı gibi bakıyor. Fotoğrafı buradan aldım. Galerisine lütfen bakın, dünya güzeli şeyler var. Ayrıca yıllardır doğru düzgün bir fotoğrafını aradığım İyimser Golfettin’in şiir kaseti kapağını buldum:

Uyuşturucu bağımlısı Furby:

VE BU:

Hoşçakalın!
Bu arada Efsanevi Gözler: Neden? Bahsedeyim. Bir kaç ay önceydi galiba, “93 Numara benim gözleri bir gün haşat edecek” gibi bir şeyler yazmıştım. Tabii 93 Numara dediğim aslında benim gözlerimi haşat etmeye dair yanan arzumun adı. Ama sonunda oldu galiba, gözlerime bir şeyler oldu. Hemen üstlerine helikopterle yapay gözyaşı atmazsam acıyor, acıyorlar.
İşin komiği, geçtiğimiz haftalarda Youtube’da dünyanın en tuhaf makyaj dersi videolarını bulmak için gayrıresmi bir ant içmiştim, sonunda da İtalyan bir kızcağız bulmuştum. Kızda adını koyamadığım bir sevimlilik var, kameranın karşısına geçip bir yandan vır vır vır konuşuyor, bir yandan da artık turistik diyebileceğimiz, tatil beldelerinde sokakta satılan eşyalık estetiğinde makyajlar yapıyor, çok da tuhaf bir yöntemle. Mesela dev bir yakamozlu güneşi, maşallah gözleri de kocaman, sığdırıveriyor kaşının altına, ama selobant yardımıyla. Muntazam çizgiler çizebilmek için far ile, bayağı bant yapıştırıyor gözüne, boyadıktan sonra çekiveriyor. İşte güneşin yansımaları.
Sonuç olarak doktor ekrana çok bakmamamı, muhtemelen geçivereceğini söylediğinden beri, bir yandan fotoğraf bakıp bir yandan şakır şakır ağlarken, aklımda hep o İtalyan kız var: Baktığım şeyler gözlerime hayali bantlar olarak yapışıyorlar. Ve CART!
Yanisi, biraz bookmark’lardan yemeye başlıyorum.
(Dev Dağınıklık. Toplayacağım. Ama bundan sonra! Ne yapalım, çıkmasaydı karşıma çocuk çarşafı boyunda)
Diggory: Prestij Mecik.
“Bir arkadaşımla bizim askerlerin bulunduğu yere geldiğimizde bizi düşman zanneden Türk askerleri üzerimize ateş açmaya başladı. Hemen gömleğimizi çıkarttık, elimizi bıçakla kesip kanımızla üzerine Türk bayrağı çizdik. Bizi böylelikle tanıdılar.”
Bir hafta kadar önce burada evli fotoğraf ve resimlerin üzerine giderken, bir kez görüp vurulduğum Gordon Parks fotoğrafını hatırladım. İşte bu fotoğrafın doğru düzgün bir boyunu Yağmur Adam gibi, 404 sabit fikirle saatlerce aradım, bulamadım. Az önce bambaşka bir şeye bakarken önüme fırladı. Heyecan! (Bu muhteşem hikayeyi zorlu bir safari macerası olarak ilerde torunuma anlatacağım, sonra da kahveme biraz süt ve ötenazi isteyeceğim.)