Bu hafta, son iki hafta, belki bir ay, içime yapılacakların ateşi düştü. Sözle anlatamam, durunamıyorum, durunamıyorum. Bazen bir şey yapmıyormuşum gibi de geliyor, ama herhalde yazı yazmak biraz büyümeye mi benziyor nedir, anlamadan oluveriyor. Belki yazmakla uğraşmanın garip taraflarından biri de bu, yazı işleri nihayetine biraz da hava cıva, ne olduğunu farketmeden varıyor. (Burada veremli bir Rus yazarı “Çok biliyorsun sen!” diye bağırarak kafama Acme örsü fırlatıyor) Bir sürü şeye başladım. Geçen akşam heyecandan, telaştan yatakta yürüdüm bir ileri bir geri. Bir baktım affedersiniz iblis musallat olmuş gibi, yatağın üzerinde dimdik duruyorum. Orada biraz mantığın sesiyle telkin gerekti, insan gibi aşağı indim. Her şey hemen ve çok güzel olsun istiyorum. Demek ki sıkıntının ve umutsuzluğun mevsimi de biraz geçti mi nedir? Bu kışın mahsülünden umutluyum. (Burada kolumu havaya atıp arkamda olmayan bir tarlayı gösteriyorum, kalabalıktan biri çaktırmadan cep telefonuyla ambulans çağırıyor) Yapımda yok zannederdim, başka türden bir inadı ve hırsı parmak uçlarımda bazen elektrik gibi hissediyorum. 
Belki olur, belki olmaz, belki de Hürriyet Kelebek, fakat Seraphima Blonskaya’nın yukardaki tablosundaki şu kızın yüzündeki amaç, inat, her neyse, bana birden o kadar yabancı gelmemeye başladı. Samimiyetime inanın, kafamda kağıtlar buruşuyor. Bu kışa inanıyorum. 

Bu hafta, son iki hafta, belki bir ay, içime yapılacakların ateşi düştü. Sözle anlatamam, durunamıyorum, durunamıyorum. Bazen bir şey yapmıyormuşum gibi de geliyor, ama herhalde yazı yazmak biraz büyümeye mi benziyor nedir, anlamadan oluveriyor. Belki yazmakla uğraşmanın garip taraflarından biri de bu, yazı işleri nihayetine biraz da hava cıva, ne olduğunu farketmeden varıyor. (Burada veremli bir Rus yazarı “Çok biliyorsun sen!” diye bağırarak kafama Acme örsü fırlatıyor) Bir sürü şeye başladım. Geçen akşam heyecandan, telaştan yatakta yürüdüm bir ileri bir geri. Bir baktım affedersiniz iblis musallat olmuş gibi, yatağın üzerinde dimdik duruyorum. Orada biraz mantığın sesiyle telkin gerekti, insan gibi aşağı indim. Her şey hemen ve çok güzel olsun istiyorum. Demek ki sıkıntının ve umutsuzluğun mevsimi de biraz geçti mi nedir? Bu kışın mahsülünden umutluyum. (Burada kolumu havaya atıp arkamda olmayan bir tarlayı gösteriyorum, kalabalıktan biri çaktırmadan cep telefonuyla ambulans çağırıyor) Yapımda yok zannederdim, başka türden bir inadı ve hırsı parmak uçlarımda bazen elektrik gibi hissediyorum. 

Belki olur, belki olmaz, belki de Hürriyet Kelebek, fakat Seraphima Blonskaya’nın yukardaki tablosundaki şu kızın yüzündeki amaç, inat, her neyse, bana birden o kadar yabancı gelmemeye başladı. Samimiyetime inanın, kafamda kağıtlar buruşuyor. Bu kışa inanıyorum. 

01 12 2011

  1. bakanel posted this