İçimden diyordum ki, 2011 gerçek bir dolmaydı. Bu garipler garibi sene, Trt’de Erol Evgin’e arsız arsız gülerken başlamıştı, ivmesini kazanıp kudurdu, kudurdu. 2011’in önemli bir kısmını tepesinde durmak isteyeceğim bir çatı yapmaya harcadım. Seçim döneminde villalaşmaya karar vermiş kurnaz gibi gece boyu elde fener, tık tık tık, bir çeşit inşaat yaptım. Kötü olmadı, bir gün tepeme inerse de çok şaşırmam. Bu işten devasa bir yazar olarak çıkmazsam üzülmem, Milliyet’in Kafelatte ekinde yazıyor olarak ölürsem üzülürüm. Başıma kendim sardım, hicap duymam. Fakat bu esnada insanın kendisini inat ve ısrarla hayatın “Ay çocuğunuz çok zeki ama çalışmıyor ve de kafası kocaman” liginde bırakmasının da yanlışını gördüm. Çaba ve iyi niyet utanılacak şeyler değil. Hayatta güzellik, iyilik ve gurur da pekala mümkün, ancak gerçekten vicdanlı olan için. Diyordum. 
Dünyada çok kötü şeyler oldu. Türkiye’de rezalet şeyler oldu. Hayalkırıklığı ve neşe ve sonsuz kahkahalar geldi, Bebek sahili ve daha uzun yollara gittim. Çok şeyler oldu. Mesela bi kere merdivenden düştüm, bi kere yirmi kiloluk bir şey kaldırdım, bir kere de yürürken soğuktan bacaklarımı hiç hissetmediğimi farkettim. Bazen bi sürü yeni şeye bakmaktan başım ağrıdı. Gene de farkettim ki, bu kadar tantananın içinde hala hayatımda gördüğüm en hayranlık uyandırıcı obje Metin Milli saati:

Demek ki hala görülecek şeyler var. (Mesela tedavi, kıh kıh) Bu arada bu son sene 93 Numara’ya bakan bir sürü dünya komiği, alemi ve akıllısı insanın olduğunu görme şansım oldu. Sağolsunlar ne çer çöp varsa kapıma yığdılar, karşılıklı çok güldük. Benim burayı açarken “Acaba bi gün sabaha karşı ilginç bi ceset fotoğrafı, bir vampir belgeseli, ya da gitar çalan bir cüce videosu mail kutuma düşer mi?” gibi düşüncelerim yoktu. (Onlar kendime itiraf etmekten dahi çekindiğim, en çılgın ve karanlık tutkularımdı…) O yüzden her seferinde çok şaşırıyor ve seviniyorum. Bi de maşallah, burayı okuyanlar öyle şeyler yolluyorlar ki bazen, sözkonusu şey akıllarına beni getirdiği için gururlanayım mı, üzüleyim mi karar veremiyorum. Artık ikisini birden aynı anda hissetmeyi de başarıyorum galiba, o yüzden varın gelsin, atın görsün! Hepinize çok teşekkür ederim bu vesileyle, gerçekten çok alemsiniz. Ve de tatlı.
İkibinoniki, yap bakalım bir ablalık! Her şey güzel olacak. Metin Milli 2012’yi gösteriyor. Sevgilerimle ve de bıyıklarımla, diyor. 

İçimden diyordum ki, 2011 gerçek bir dolmaydı. Bu garipler garibi sene, Trt’de Erol Evgin’e arsız arsız gülerken başlamıştı, ivmesini kazanıp kudurdu, kudurdu. 2011’in önemli bir kısmını tepesinde durmak isteyeceğim bir çatı yapmaya harcadım. Seçim döneminde villalaşmaya karar vermiş kurnaz gibi gece boyu elde fener, tık tık tık, bir çeşit inşaat yaptım. Kötü olmadı, bir gün tepeme inerse de çok şaşırmam. Bu işten devasa bir yazar olarak çıkmazsam üzülmem, Milliyet’in Kafelatte ekinde yazıyor olarak ölürsem üzülürüm. Başıma kendim sardım, hicap duymam. Fakat bu esnada insanın kendisini inat ve ısrarla hayatın “Ay çocuğunuz çok zeki ama çalışmıyor ve de kafası kocaman” liginde bırakmasının da yanlışını gördüm. Çaba ve iyi niyet utanılacak şeyler değil. Hayatta güzellik, iyilik ve gurur da pekala mümkün, ancak gerçekten vicdanlı olan için. Diyordum. 

Dünyada çok kötü şeyler oldu. Türkiye’de rezalet şeyler oldu. Hayalkırıklığı ve neşe ve sonsuz kahkahalar geldi, Bebek sahili ve daha uzun yollara gittim. Çok şeyler oldu. Mesela bi kere merdivenden düştüm, bi kere yirmi kiloluk bir şey kaldırdım, bir kere de yürürken soğuktan bacaklarımı hiç hissetmediğimi farkettim. Bazen bi sürü yeni şeye bakmaktan başım ağrıdı. Gene de farkettim ki, bu kadar tantananın içinde hala hayatımda gördüğüm en hayranlık uyandırıcı obje Metin Milli saati:

Demek ki hala görülecek şeyler var. (Mesela tedavi, kıh kıh) Bu arada bu son sene 93 Numara’ya bakan bir sürü dünya komiği, alemi ve akıllısı insanın olduğunu görme şansım oldu. Sağolsunlar ne çer çöp varsa kapıma yığdılar, karşılıklı çok güldük. Benim burayı açarken “Acaba bi gün sabaha karşı ilginç bi ceset fotoğrafı, bir vampir belgeseli, ya da gitar çalan bir cüce videosu mail kutuma düşer mi?” gibi düşüncelerim yoktu. (Onlar kendime itiraf etmekten dahi çekindiğim, en çılgın ve karanlık tutkularımdı…) O yüzden her seferinde çok şaşırıyor ve seviniyorum. Bi de maşallah, burayı okuyanlar öyle şeyler yolluyorlar ki bazen, sözkonusu şey akıllarına beni getirdiği için gururlanayım mı, üzüleyim mi karar veremiyorum. Artık ikisini birden aynı anda hissetmeyi de başarıyorum galiba, o yüzden varın gelsin, atın görsün! Hepinize çok teşekkür ederim bu vesileyle, gerçekten çok alemsiniz. Ve de tatlı.

İkibinoniki, yap bakalım bir ablalık! Her şey güzel olacak. Metin Milli 2012’yi gösteriyor. Sevgilerimle ve de bıyıklarımla, diyor. 

28 12 2011

  1. bakanel posted this